Hoşgeldiniz

Bölümlerimiz

Laboratuvarlar

Parkmed Kadrosu

Aşılar

Anket

Polikliniğimizin hizmetlerinden memnun musunuz?
 

İstatistikler

mod_vvisit_counterBugün115
mod_vvisit_counterDün136
mod_vvisit_counterBu Hafta894
mod_vvisit_counterBu Ay2900
mod_vvisit_counterToplam73875
Şu anda 2 konuk çevrimiçi

news flash
 
Please update your Flash Player to view content.

Tiroidit

Tiroid bezinin iltihabi hastalığına tiroidit denilir.

Tiroiditler iyileşme zamanlarına göre 3 sınıfta incelenirler.
1-Akut tiroidit (hızlı başlar ve kısa sürer)

2-Gecici tiroiditler (Bir yıldan daha az süren)
a)Subakut tiroidit (de Quervain)
b)Ağrısız veya sessiz tiroidit
c)Postpartum tiroiditi (bazen kronikleşebiliyor)
d)Radyasyon tiroiditi

3-Süregen=müzmin=Kronik (ömür boyu sürebilir)
a)Hashimoto tiroiditi
b)Atrofik tiroidit
c)Juvenil tiroidit
d)Riedel struması

AKUT SUPURATİF TİROİDİT
Tiroid bezinin bakteri veya mantarlarla enfeksiyonu ile oluşan tiroidittir. Kadın ve erkeklerde aynı oranda görülür. Özellikle ağız ile tiroid bezi arasında anatomik ilişkisi olan kişilerde daha sık görülür. Üst solunum yolu enfeksiyonları akut tiroidite neden olabilir. Erişkinlerde özellikle kemoterapi  veya immunoterapi görenlerde daha fazla eğilim söz konusudur.
Tiroid bölgesinde ağrı, hassasiyet ve ateş klinik olarak ön plandadır.
Tanı öykü, klinik bulgular ve sedim yüksekliği ve kesin tanı ise biyopsi ile konur.
Tedavide antibiyodik kullanılır (çeşitli nedenlerle immün sistemi baskılı olanlarda damar yolu ile antibiyodik gereği olabilir) ve gerektiği takdirde cerrahi girişim uygulanır.

SUBAKUT TİROİDİT
Viral tiroidit, de Quervain tiroiditi ve dev hücreli tirodit de denilir. Virüsler tarafından oluşturulan bir tiroid bezi iltihabıdır. Bu hastalık yazın ve sonbaharda daha sık ortaya çıkar ve özellikle virüs enfeksiyonu (grip, nezle, üst solunum yolu enfeksiyonu) geçiren bir kişide bir kaç hafta sonra ortaya çıkabilir.

Kliniği
Virüslerin yaptığı tiroid bezi iltihabının en önemli özelliği boyun ön bölgesinde şiddetli ağrı olmasıdır ve bu ağrı tek taraflı olarak kulak, çene ve dişlere yayılabilir. Ağrı ortaya çıkmadan bir kaç hafta önce kas ağrısı, ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve yutkunmada zorluk bulunabilir. Bazen hastalık farenjit ve boyunda ağrı ile başlar ve ağrı ve hassasiyet giderek artar. Ateş 37.5-38.5 ºC ve hatta bazen 40 °C olur. Bazı hastalarda halsizlik, yorgunluk, ateş ve eklem ağrıları olabilir. Ağrı tiroid bezinin bir tarafından öbür tarafına kayabilir. Bazen ağrı yayılmadan olduğu yerde kalır. Bazı hastalarda ağrı çene ve kulaklara yayılır ve ağrı yutkunmakla, öksürmekle ve baş hareketiyle artar. Ağrı bazı kişilerde gece daha fazla olur. Hastaların % 50’sinde çarpıntı, kilo kaybı, sinirlilik, ellerde nem ve titreme olabilir. Tiroid bezinde hassasiyet, sertlik, nodül gelişimi ve büyüme olabilir. İltihabın olduğu bölge hassas ve serttir. Boyun bölgesi o kadar ağrılıdır ki hasta muayene edilmesini ve elle dokunulmasını istemez. Bu hastalık 6 hafta veya bazen 2-3 ay nadiren de 6 ay sürebilir ve çoğunlukla kendiliğinden düzelir.

Seyri
Başlangıçta iltihap nedeniyle tiroid bezinde hasar oluşur. Bezde ağrı ve hassasiyet vardır. Tiroid sintigrafisinde tiroid bezi görülemez. Vücutta iltihap göstergesi olan sedimentasyon çok yüksek (saatte 50 veya 100 mm) olup, tiroid bezinin aşırı çalışması bulguları (çarpıntı, titreme, halsizlik, sinirlilik) olabilir. Bu dönem 4-8 hafta sürebilir. Bu dönemde serum T3, T4 hormonları ve tiroglobulin yüksek, TSH düşüktür; yani tiroid bezinin aşırı çalışması durumu vardır. % 1-5 hastada ömür boyu sürecek tiroid yetmezliği gelişebilir. Sedimentasyon normal ise hastadaki ağrı tiroid bezi iltihabından kaynaklanmıyordur. Ancak bazen hastalar sedimentasyonun düşmeye başladığı dönemde doktora başvurabilir. Hastalık düzeldikçe sedimentasyon hızı azalır ve normalleşir. Tam kan sayımında beyaz küre (lökosit) sayısı (WBC) normaldir. Erken dönemde SGOT, SGPT, alkalen fosfataz, CRP ve LDH gibi tetkikler yüksek olabilir. Kanda ferritin düzeylerinde de artma olabilir. Tiroid antikorları denilen anti-TPO ve anti-Tiroglobulin ölçümleri genellikle yükselmez. Tiroid ultrasonografisinde bezde nodül görünümü olabilir. Bunların gerçek nodül olup olmadığını anlamak için; bu alanlarda devamlı değişiklik olduğundan hastalığın iyileşmesini beklemek gerekir.

Tedavi
Ağrılı dönemde Aspirin veya diğer ağrı kesici ilaçlar ağrıyı düzeltir. Bazı kişilerde ağrı gece daha fazla olur. Bu nedenle yatmadan önce ağrı kesici alınabilir. Kalsiyum, magnesium ilave verilebilir. Ağrısı, ağrı kesici ilaçlarla geçmeyen hastalarda steroidler verilebilir. Steroid ile ağrı bazen ilaç alındıktan bir kaç saat sonra veya 24 saat içinde hızla geçer ve hasta rahatlar. Eğer ağrı steroid tedavisiyle geçmiyorsa başka hastalık düşünmek gerekir. Steroid tedavisiyle düzelen hastaların bazılarında bu ilacı azaltılırken ağrı tekrar başlayabilir. Bu tür hastalarda steroid tedavisine bir süre daha devam edilir, şiddetli iltihap var demektir. Tiroid bezi iltihabı geçiren hastalarda boyunda rahatsızlık hissi bazı kişilerde aylarca devam edebilir. Hastaların çoğunda tiroid bezindeki iltihap kendiliğinden düzelir ve hormonlar normal seviyeye gelir. Ancak hastaların % 10’nunda devamlı olan yani kalıcı tiroid bezi yetmezliği (hipotiroidi) gelişir. Özellikle iyodlu tuz kullanan veya iyod alan hastalarda hipotiroidi daha sık görülür. Bu durumda ömür boyu levotiroksin yerine koyma tedavisi gerekebilir. Tiroid bezi iltihabı geçiren bu hastaların % 2’sinde ileride tekrarlama ihtimali vardır.

AĞRISIZ (SESSİZ) TİROİDİT
Geçici bir otoimmun tiroidit şeklidir. Serum tiroid otoantikorları pozitiftir. Patolojisi Hashimoto hastalığına benzer. Dolayısıyla, bu hastalığın bir çeşidi olarak da bilinir.
Gidişi diğer geçici tiroiditlere benzer ancak burada hastalar hipotiroidi fazında kalır ve ömür boyu levotiroksin yerine koyma tedavisine ihtiyaç gösterirler.


POSTPARTUM TİROİDİT
Geçici bir tiroidit şeklidir. Doğum yapan kadınlarda ilk bir yıl içinde (postpartum devresi) ortaya çıkar. Doğum yapan kadınların %5-10’inde rastlanır. Genelde bu hastalıkla ilgili bulgu ve belirtiler doğumdan bir buçuk ay veya daha sonra görülür. Bu hastaların 2/3’ünde tiroid otoantikorları pozitiftir yani Hashimoto tiroiditi mevcuttur. Bu nedenle hamilelerde tiroid otoantikorlarına bakarak postpartum tiroidit gelişecek olan riskli hastalar önceden tespit edilebilir.
Bu hastalık bazen Graves hastalığı ile karıştırılabilir. Hamilelik Graves hastalığını örtebilir. Doğumdan bir kaç ay sonra Graves hastalığı alevlenerek poastpartum tiroidit ile karışabilir. İki hastalığın tedavisi farklı olduğundan ayırıcı tanı yapılır. Bunun için en ideal yöntem radyoaktif iyod uptake tutulum testidir. Bu test Graves hastalığında yüksek postpartum tiroiditinde ise düşüktür. Tedavisi hipotiroidi süresince levotiroksin yerine koyma şeklindedir.

KRONİK TİROİDİT
Kronik tiroiditlerin Hashimoto tiroiditi ve Riedel tiroiditi olmak üzere başlıca iki tipi vardır. Tüberküloz ve sifiliz gibi spesifik kronik tiroiditler ise nadir olarak gözlenmektedirler. Hashimoto tiroiditi ayrıca anlatılmıştır.


KRONİK FİBRÖZ TİROİDİT
Riedel Tiroiditi de denilmektedir. Tiroid parankiminin yoğun fibröz doku ile yer değiştirmesi ile karakterize olan kronik fibröz tiroiditi, yani Riedel tiroiditini tanımlamak için fibrosklerozis, invaziv fibröz tiroidit ve Riedel struması gibi isimler de kullanılmıştır. Ilk olarak 1896’da tanımlanmıştır.
Ortalama görülme yaşı 48’dir ve olguların %80 kadarı kadındır. Sebebi tam olarak bilinmeyen ve nadir bir hastalık olan Riedel tiroiditi sistemik bir kollajenöz olarak meydana gelir ve tanı tiroid biyopsisi ile konur. Hastalık tiroiditin nadir bir formunu oluşturmaktadır. Nefes darlığı, yutkunmada zorluk ve seste çatallanma görülür. Hastalar boyunlarında ağrısız bir şişlik tanımlarlar. Tiroid yavaş veya aniden büyüyebilir ve genellikle tek taraflıdır. Bezin etkilenen bölgelerinde radyoaktif iyod tutulumu azalmıştır. Çoğu hasta ötiroiddir ve eritrosit sedimentasyon hızı sıklıkla yükselmiştir. Hastaların yaklaşık %45’inde tiroid otoantikorları ölçülebilir düzeyde bulunmaktadır. Tiroid kanseri ile benzerliği nedeniyle tanı açık biyopsi ile konulmalıdır. İnce iğne aspirasyon biyopsisi tiroidin çok sert olması nedeniyle pek yararlı değildir. Hastalık genellikle kendisini sınırlamaktadır.
Tedavi tiroid bezinin geniş bir şekilde cerrahi olarak alınması esasına dayanır. Tabii ki sonucunda hipotiroidi gelişeceğinden levotiroksin yerine koyma tedavisi kaçınılmaz olacaktır.



Dr.Mahmut YAZICI
İç Hast. / Endokrin ve  Met. Hast. Uzmanı


Bu yazı 570 kez görüntülenmiş..
 

top